| havva's profilehavva ...... HOŞGELDİNİZ...BlogGuestbookNetwork | Help |
havva ...... HOŞGELDİNİZ......SPACEME ARKADAŞLAR..... |
|||||||||||||||
|
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Sevgi Esintisi _wrote:
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib www.xat.com/nurdestesi
Mar. 6
selami ateswrote:
Güzel ve yararlı olduğunu düşündüğüm bir alan oluşturmuşsunuz. Tebrikler Havva Hanım...
Feb. 29
arif BAYTÜRKwrote:
Jan. 13
EsLeM ...wrote:
selamün aleyküm....
![]()
Nov. 19
ahmed akwrote:
Dünyevî dost ve rütbeler kabir kapısına kadardır
Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem “Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez” (Bakara Sûresi, 2:286.) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin...Risalei Nurdan Hayırlı cumalar...
Nov. 2
|
September 29 .................Sevmek Halide Nusret Zorlutuna
YUNUS EMRE dOOoo..
d OOoo. ,;;; q Oo. ,;;;;; q Oo ,`';;; | q O ,;;';'; - q ;;;;;;;;; | q ';;'d;;';;; o-~ qOOOOOOooooooooo'' O ; q.P. dp ...ooooOOOd . qOp ...ooOOO .pO d b .d .oOp .o .oqqo' d .oOp O . d .op d p q .op q 'o. q ...p oq.. o qoop q 'OO O. l l ''O b, q p d p q l lp' l l .Op .p Op dO' dp .dp (O op l c' ; ; Peygamber sevgisi
Hz. Peygamber'e iman etmek farzdır. Hz. Peygamber (s.a.v)'e iman etmek İslâm’ın erkanından birisi, imanın da şartlarından bir şarttır. Bundan dolayı her müslümanın O'nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna şehâdet etmesi, O'nun Rabbinden getirdiği her şeyi tasdik etmesi ve O'ndan gelen bütün sözleri ve fiilleri kabul ederek, O'nu hayatında kendisine örnek alması gerekir.
Hz. Peygamber'i sevmek, her mü'min için en gerekli taatlerden biridir. Zîrâ sevgili Peygamberimiz (s.a.v), Buhârî ve Müslim'in Enes b. Mâlik (r.a)'dan rivayet ettikleri bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Sizden birinize Ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz.”(1)
Bu zikretmiş olduğum hadis-i şerif başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir:
“Sizden birinize ben, kendi nefsinden, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığı müddetce tam iman etmiş sayılmaz.” Bu sevgi bir insanda gerçekleşmezse, o insan gerçek mü'min olamaz. Nitekim, Abdullah b. Hişâm, Hz.Ömer (r.a)'ın bir gün Peygamber (s.a.v)'e şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Ey Allah'ın Rasülü sen bana, nefsim hâriç her şeyden daha fazla sevimlisin”.
Hz. Peygamber (s.a.v) ise O'na “Hayır ey Ömer, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki; sen beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın” demiştir.
Hz. Ömer (r.a)'da O'na; “vallâhi şimdi sen bana nefsimden de daha fazla sevimlisin” dediğinde, Hz. Peygamber (s.a.v); “şimdi imanının kemâle ermiştir ey Ömer” demiştir.(2)
Şüphesiz ki insan, iyiliğin esiridir. Kalpler kendisine iyilik yapana karşı sevgi duymak üzere yaratılmıştır. Eğer bir insan, kendisine iyilik yapan bir insanı severse, ya ona bir hediye verir veya dar zamanında yardım eder. Bir kişi başka bir kişiyi sevince bunları yaparsa, o halde, bütün âlemlere hidayetle gelen, bütün insanlık için rahmetle gönderilen insanlara kitabı ve hikmeti öğreten, dünya ve ahiret saadetine kavuşma yolunu açıklayan bu yüce Peygamber'e karşı tutumumuz ne olması gerekir?
Hiç şüphesiz ki; Allah sevgisinden sonra sevgiye en lâyık olan Hz. Muhammed (s.a.v)'dir. Zîrâ Yüce Allah bir ayet-i kerimede Hz.Peygamber (s.a.v)'e hitâben şöyle buyurmaktadır:
“(Ey habibim!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”(3)
Hz. Peygamber (s.a.v)'i gerçekten seven bir mü'minde bulunması gereken bazı vasıflar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1- Hz. Peygamber (s.a.v)'in sünnet-i seniyyesine ittibâ etmek; O'nun hayat tarzına hayatımızı uydurmak. Nitekim Cenab-ı Allah:
“Andolsun ki Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.”(4) buyurmaktadır.
Allah'ın rızası ve sevgisi, Hz.Peygamber (s.a.v)'in sünnetine uymakla elde edilebilir. Bir mü'minin en büyük ideali, kendisini Allah'a sevdirmektir. Yani O'nun rızasını kazanmak, gadabından korunmaktır.
Aslında kılınan namazlar, tutulan oruçlar, verilen sadakalar, işlenen her çeşit hayırlar, İslâm yolunda tüketilen bütün nefesler tek gayeye bakar; o da Allah'ın sevgisini ve rızasını kazanmaktır. Bunun da tek yolu Rasulullah (s.a.v)'in sünnetine uymaktır.
2- Hz. Peygamber (s.a.v)'in sözünü kabul edip, hükmüne razı olmak. Ayet-i kerimede Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Hayır; Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükme karşı, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olamazlar.”(5)
Yüce Allah bu ayette üç noktaya dikkatimizi çekiyor:
1. Her meselede Rasulullah'ın hakemliğine başvurmak.
2. O'nun verdiği hükümden dolayı içimizde hiçbir sıkıntı ve rahatsızlık duymamak.
3. Tam bir teslimiyetle O'na boyun eğmek.
Kur’ân-ı Kerim, mü'minlerin mutlak teslimiyetten öte başka bir tercih haklarının da olmadığını kesin bir ifade ile haber veriyor:
“Mü'min bir erkek ve kadın için, Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, artık onlar için hiçbir tercih hakkı yoktur.”(6)
3- İnsanlar arasında O'nun dini olan İslâm’ı yaymak, tevhit bayrağını yükseltmek ve Yüce Allah'ın kesinlikle izin vermediği putperestliği ortadan kaldırmak.
4- İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak, Allah için, kitabı için, Peygamberi için ve bütün müslümanlar için nasihatte bulunmak. Nitekim Ümmet-i Muhammed'in en hayırlı ümmet olmasının sebeplerinden birinin, iyiliği emretmeleri ve kötülükten sakındırmaları olduğunu Yüce Allah şöyle açıklamaktadır:
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah'a iman edersiniz.”(7)
5- Hz. Peygamber (s.a.v)'in güzel ahlâkıyla ahlâklanmak ve bütün kötü ahlâk ve davranışlardan sakınmak.
Çünkü sevgili Peygamberimiz;
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmaktadır.(8)
6- Hz. Peygamber (s.a.v)'e saygı ve hürmet göstermek. Sahâbîler (Allah onlardan razı olsun) Hz. Peygamber (s.a.v)'e saygılarından dolayı seslerini O'nun sesinden fazla yükseltmezlerdi. Hz.Peygamber (s.a.v)'e bu derece saygı ve hürmet gösterirlerdi. Nitekim Yüce Allah:
“Ey iman edenler, seslerinizi, Peygamber’in sesinin üstüne çıkarmayın, birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öyle yüksek sesle konuşmayın, yoksa siz farkında olmadan, amelleriniz boşa gider”(9) buyurmaktadır.
7- Hz. Peygamber (s.a.v)'e dâima salat ve selamda bulunmak. Zîrâ Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmaktadır:
“Allah ve melekleri, Peygamber’e salât etmekte (O’nun şerefini gözetmeye, şânınını yüceltmeye özen göstermekte) dir. Ey inananlar! Siz de O'na salât edin, (O'nun şânını yüceltmeye özen gösterin) içtenlikle selam edin (O’na esenlik dileyin)”(10)
Yüce Allah, bu ayet-i kerimede bütün mü'minlere Peygamberine salât ve selâm etmelerini emretmekte ve O'na saygı göstermelerini istemektedir.
“Allahümme Salli alâ Muhammed” demek salât, “Esselâmü aleyke eyyühen-nebiy” demek selamdır. Hz. Peygamber (s.a.v)'den rivayet edilen çok sayıda Salavât-ı Şerife vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salãt ve selâm getirmek, Peygamber (s.a.v)'in sevgisini celbeder, şefaatine sebep olur.
İşte Hz. Peygamber (s.a.v)'i gerçekten seven her müslümanda bu vasıfların bulunması gerekir. Aksi halde insan tam manasıyla imanın meyvesinden istifade edemez ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in şefaatine nâil olamaz.
Dipnotlar:
(*) Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.
(1) Buhârî, İman: 8; Müslim, İman: 69,70 (2) Buhârî, Muhtasarı Tecrid-i Sarih Terc, I,31. (3) Al-i İmrân, 3 / 31. (4) Ahzab, 33/21. (5) Nisâ, 4/65. (6) Ahzab, 33/36. (7) Al-i İmrân, 3/110. (8) Tirmîzî, Hüsnü'l-Huluk, 8. (9) Hucurât, 49/2. (10)Ahzâb, 33/56.
YARADILANI SEV YARADANDAN ÖTÜRÜ
yunus emre'nin bir sözüdür. yaradanın yarattığı her şeyi, yaradana olan sevgisinden dolayı sevdiğini anlatır. aşkı bir yere yönelmiştir ve aşkına sahip olanın sevdiği ve yarattıklarını ona olan aşkı için sever. ondan gelene, ona olan aşkı için katlanır. gerçek aşka ulaşmaktır bu.özü ilahi aşktırherşeye hoşgörü ile yaklaşılmasını da tavsiye eden yunus emre'nin sözüdür. ilahi aşk ile söylenmiştir.sevgilinin yaptığı herşey o sevgiden dolayı güzel gelmez mi zaten insana...sokaklarda karı-kıza, güzel ya da farklı gördüğü her çeşit insana laf atmayı adet edinmiş insanlar tarafından
yaradanı sev yaratılandan ötürü şekline getirilmiş deyiş.HAKLIDIRLARDA....! ![]() ![]() ![]() yıldızlar yine parlar....http://www.youtube.com/watch?v=Ae6kH0EfhBU BARIŞ.......
August 07 EDEBİYAT....![]() YALNIZ BAŞINA EDEBİYAT ..........Selâm olsun bizden güzel dünyayaBahçelerde hâlâ güller açar mı? Selâm olsun sonsuz güneşe, aya Işıklar, gölgeler suda oynar mı? HZ.MEVLANA![]()
"Gene gel! gene gel! her ne isen gene gel! kafirsen, atese tapiyorsan, puta tapiyorsan da, gene gel,
|
||||||||||||||
|
|